← Tüm yazılarSüreç · 04 / 10

Bir fikir nasıl gerçek projeye dönüşür?

Bir proje fikrini planlarken, teknoloji seçerken, kodlarken ve yayına alırken uyguladığım çalışma yaklaşımı.

Ömer Çanşalı·3 dk okuma·SİPAHİOĞULLARI YAZILIM
<IDEA />

Bir proje fikri genellikle çok basit bir düşünceyle başlıyor. Aklıma bir problem geliyor ve 'Bunun için bir uygulama yapılabilir' diye düşünüyorum. Fakat fikirden çalışan bir ürüne geçmenin düşündüğümden çok daha fazla aşaması olduğunu zamanla öğrendim.

Eskiden aklıma gelen projelerde doğrudan kod yazmaya başlıyordum. Birkaç saat sonra projenin büyüdüğünü, ne yapacağımı tam olarak bilemediğimi ve bazı özelliklerin birbirine karıştığını fark ediyordum. Bu yüzden artık kodlamadan önce projeyi biraz planlamaya çalışıyorum.

İlk olarak projenin hangi problemi çözeceğini belirliyorum. Çünkü bir projenin sadece güzel görünmesi benim için yeterli değil. Kullanıcının gerçekten bir problemini çözmesi gerekiyor.

Daha sonra temel özellikleri belirliyorum. Burada MVP yani Minimum Viable Product yaklaşımı oldukça işime yarıyor. Projenin ilk versiyonunda gerçekten gerekli olan özellikleri ayırmaya çalışıyorum.

Örneğin bir stok takip sistemi geliştiriyorsam ilk versiyonda ürün ekleme, ürün silme, stok miktarını görüntüleme ve temel raporlama gibi özellikler yeterli olabilir. Daha sonra bildirimler, gelişmiş raporlar veya farklı kullanıcı rolleri gibi özellikleri ekleyebilirim.

Bu yaklaşım sayesinde projenin gereksiz yere büyümesini engellemeye çalışıyorum. Çünkü bazen bir projeye o kadar fazla özellik ekliyorum ki asıl amacı gözden kaçırabiliyorum.

Sonraki aşamada teknoloji seçimi geliyor. Burada her proje için aynı teknolojiyi kullanmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Projenin ihtiyaçlarına göre React, Next.js, Node.js, PHP, C#, Python veya farklı teknolojiler arasından seçim yapmaya çalışıyorum.

Ardından arayüzü düşünmeye başlıyorum. Çok detaylı bir tasarım hazırlamasam bile temel ekranların nasıl görüneceğini kafamda veya basit bir wireframe üzerinde belirlemeye çalışıyorum. Kullanıcının hangi sayfadan nereye gideceğini bilmek geliştirme sürecini oldukça kolaylaştırıyor.

Kodlama aşamasında ise projeyi küçük parçalara bölmeye çalışıyorum. Tek seferde bütün sistemi yazmak yerine önce çalışan küçük bir özellik oluşturuyorum. Daha sonra diğer özellikleri bunun üzerine ekliyorum.

Bu yöntem bana özellikle hata ayıklama konusunda yardımcı oluyor. Eğer bir şey bozulursa problemin hangi bölümden kaynaklandığını daha kolay anlayabiliyorum. Proje büyüdükçe bu yaklaşımın ne kadar önemli olduğunu daha iyi fark ettim.

Git ve GitHub kullanmak da geliştirme sürecimde önemli hale geldi. Yaptığım değişiklikleri commit'lemek, gerektiğinde eski bir sürüme dönebilmek ve projenin gelişimini takip edebilmek büyük kolaylık sağlıyor.

Bir süre sonra sadece kodun çalışmasına değil, kodun nasıl organize edildiğine de dikkat etmeye başladım. Component yapısı, klasör düzeni, tekrar kullanılabilir fonksiyonlar ve okunabilir kod yazmak projeyi ileride geliştirmeyi çok daha kolay hale getiriyor.

Test aşaması ise projenin en çok göz ardı edilen ama en önemli bölümlerinden biri. Formlara yanlış veri girildiğinde ne oluyor? Kullanıcı olmayan bir sayfaya erişmeye çalışırsa ne oluyor? Mobil cihazlarda tasarım bozuluyor mu? API cevap vermediğinde uygulama nasıl davranıyor? Bunların hepsini kontrol etmek gerekiyor.

Projeyi localhost üzerinde test ettikten sonra production ortamını düşünmeye başlıyorum. Domain, SSL, environment variables, database bağlantısı ve deployment gibi konular burada devreye giriyor.

Daha önce sadece kod yazmaya odaklanırken artık projenin yayına çıktıktan sonraki halini de düşünmeye çalışıyorum. Çünkü gerçek kullanıcıların kullanacağı bir uygulamada performans, güvenlik ve kullanılabilirlik çok daha önemli hale geliyor.

Yayına aldıktan sonra ise proje benim için bitmiş olmuyor. Kullanıcı geri bildirimleri, karşılaşılan hatalar ve yeni ihtiyaçlar doğrultusunda projeyi geliştirmeye devam ediyorum.

Bence gerçek bir proje ile sadece kodlama pratiği yapmak arasındaki en büyük fark burada ortaya çıkıyor. Gerçek bir projede tasarım, yazılım, veritabanı, güvenlik, deployment, kullanıcı deneyimi ve bakım gibi birçok farklı konu bir araya geliyor.

Şu an bir proje fikri aklıma geldiğinde hemen kod editörünü açmak yerine önce biraz düşünüyorum. Problemi tanımlıyor, temel özellikleri çıkarıyor, teknolojileri değerlendiriyor ve projenin nasıl büyüyebileceğini planlıyorum.

Bu yaklaşım sayesinde projeleri daha kontrollü geliştirmeye başladığımı düşünüyorum. Hâlâ plansızca başlayıp sonradan sistemi değiştirdiğim oluyor ama her projede biraz daha iyi bir yöntem bulmaya çalışıyorum.

Sonuçta benim için bir fikri gerçek projeye dönüştürmek; sadece kod yazmak değil. Problemi anlamak, doğru çözümü tasarlamak, teknolojiyi seçmek, geliştirmek, test etmek, yayınlamak ve sonrasında geliştirmeye devam etmek anlamına geliyor.

Ve sanırım yazılım geliştirmenin en sevdiğim tarafı da tam olarak bu: Kafandaki basit bir fikrin, günler veya haftalar sonra gerçekten çalışan bir sisteme dönüşmesini görmek.

Bir sorun mu var, konuşmak mı istiyorsun?

Benimle iletişime geç ↗
WhatsApp'tan yaz